Kemik Erimesi (Osteoporoz)

Ana Sayfa Genel Kemik Erimesi (Osteoporoz)

Ortalama yaşam süresinin uzaması ve dünya nüfusunun yaşlanması ile osteoporoz en sık görülen hastalıklar arasında yerini aldı. Halk  arasında kemik erimesi hastalığı olarak bilinen osteoporoz yıllar içinde  kemiklerin sertliğini yitirip kalitesinin bozulması ile daha çabuk kırılabilir hale gelmesidir. Tüm iskelet sistemini etkileyen bir hastalıktır. Osteoporoz hastalığı yüzde 47 omurlarda, yüzde 20 kalçada, yüzde 13`ü bileklerde görülüyor. Genellikle menopoz sonrası kadınlarda görüldüğü için daha çok kadın hastalığı olarak biliniyor olsa da erkekleri de etkilemektedir. Elli yaşından büyük insanlar arasında her 2-3 kadından bir tanesinde ve her 5-8 erkekten bir tanesinde yaşamları süresince bir kırık gelişir. Yaşlanma, genetik faktörler, sigara ve alkol kullanımı, uzun dönem kortizon kullanımı, sağlıklı beslenme ve menopoz oluşum nedenleri arasındadır. Osteoporoz yıllarca hiçbir bulgu ya da yakınma oluşturmadan, fark edilmeden var olabilir.

Normal kemik yoğunluğu doğumdan sonra tüm çocukluk boyunca artar ve genellikle 25 yaş civarında en yüksek düzeye ulaşır. Bu dönemde kemikler ne kadar güçlenirse  ilerleyen yaşlarda osteoporoz gelişme riski o kadar azalır. 30-35 yaşından sonra kemik kayıpları oluşmaya başlıyor. Kadınlarda menopoz sonrası düşen östrojen seviyelerine bağlı olarak kemik kaybı daha da hızlanıyor. Menopoz öncesi kemik kaybı 10 yılda %3-5 iken menopozdan sonra yılda ortalama kayıp %1-3 arasındadır. Osteoporozun önlenmesinde temel hedef  hastalık oluşmadan önlem almak ve güçlü kemikler oluşturmak olmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenme tüm yaşam süresince kemiklerin gelişmesi ve korunmasında esastır. Osteoporoz beslenmesinde önemli olan faktörler kalsiyum artırılması, fazla protein alımının önlenmesi, vitamin D seviyesinin yükseltilmesi, fosfor alımının dengelenmesi, yeterli  bakır, magnezyum, çinko alımı,  tuz kullanımının azaltılması olmalıdır. Kişinin hareketli ve zayıf olması da önemlidir.

Kemik Dostu Mineral Kalsiyum!

Vücudun %2 sini  kalsiyum oluşturur ve bu kalsiyumun %99 u kemikler ve dişlerin yapısında bulunur. Her yaş döneminde kalsiyum gereksinimi farklılık gösterir. Yaş  aralığı 25-30 olan  kadınların kalsiyum gereksinimi günlük 1000 mg iken menopoz dönemine girdikten sonra kalsiyum  gereksinimi 1200 -1500 mg’ a çıkmaktadır. Bu miktarı karşılayabilmek için yüksek kalsiyum kaynaklarını beslenmemizde sürekli olarak tüketmeliyiz. Örneğin; 1 su bardağı süt 291 mg,1 su bardağı ayran 280 mg, 1su bardağı yoğurt  350 mg,1 kibrit kutusu beyaz peynir 200 mg, 100 gr badem 254 mg, 100 gr fındık 230 mg, 100 gr pekmez 400 mg, 100 gr muz 100 mg kalsiyum içermektedir. Bunların dışında kalsiyum oranları  yüksek yiyecekler tereyağı,  incir,  kivi,  ıspanak, lahana, tarhana, somon balığıdır.

Güneşin Mucizesi D Vitamini

Kemiklerin gelişimi ve kaybını önleyen kalsiyumun emilimini olumlu yönde etkileyen faktörlerden biri D vitaminidir. D vitamini gıdalarla aldığımız kalsiyumun bağırsaklardan emilimini hızlandırır. D vitamini besinlerle alınmakla birlikte özellikle güneşin ışınları ile derimizde de sentezlenir. D vitamininden zengin gıdalar süt ve ürünleri, balık, tereyağı, yumurta, karaciğer gibi yiyeceklerdir.  Ancak en iyi D vitamini  kaynağı güneştir. Bebeklik döneminden itibaren her fırsatta güzel havaları güneşli günleri iyi değerlendirmek gerekir.

Kemiklerin gelişimi ve ileri yaşlarda kaybı en aza indirebilmek için uygun fosfor alımı da önemlidir. Gereğinden fazla alınan fosfor vücuttan kalsiyum atımını hızlandırır. Özellikle et ve balık gibi yiyeceklerde yoğun bulunan fosforu gereğinden fazla tüketmemek önemlidir.

Aşırı alkol tüketimi kemik oluşumunu sağlayan hücrelerin kaybına ve D vitamini emiliminin azalmasına neden olarak osteoporozu olumsuz yönde etkiler.

Hayatın her döneminde beslenme çok önemlidir. O nedenle osteoporozun önlenmesinde yeterli ve dengeli beslenme ile hafif egzersizle desteklenmiş bir yaşam biçimi  benimsenmelidir.