Sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama dair son yıllarda birçok öneri ile karşılaşıyoruz. Bu önerlerin yoğunlaştığı bir konu da ara öğün tüketip tüketmemek. Ara öğünlerin şişmanlattığını düşünenlerde var zayıflattığına inananlarda. Bence öncelikle ara öğün ve atıştırmalık kavramını açıklamak gerek. Ara öğün dediğimizde genellikle aklımıza meyve, süt, diyet bisküvi veya birkaç tane badem, fındık geliyor. Atıştırmalık dediğimizde de simit, peynir, poğaça, börek, tost, peynir-ekmek gibi besinler aklımıza geliyor. Bu yiyecekleri genellikle öğleden sonra demlenen bir çayla birlikte ara öğün olarak tüketiyoruz. Çalışma hayatında bu atıştırmalıkların yerini rahat ve hızlı tüketilebilen bisküviler, çikolatalar, kek ve kurabiyeler alıyor. Bu besinlerin yanında içilen bir şuruplu kahve ile ara öğünde alınan kalori neredeyse öğle yemeğine eşit oluyor. Çocukların yediği bu tür yüksek kalorili ara öğünler bir sonraki ana öğünde yenilen yemeği azaltabiliyor. Yüksek kalorili ara öğünler veya atıştırmalıklar ile atlanan ana öğün çocuk ve erişkinlerde yatma zamanına yakın acıkmayı tetikliyor.
İyi planlanmış ara öğünler düzenli beslenmeyi destekleyerek sağlıklı yaşamı beraberinde getiriyor. Bunun birkaç sebebi var?
1- Kan şekerimiz 2-4 saatte bir düşüyor. Kan şekeri düştüğünde açlığı hissediyoruz. Eğer bir şeyler tüketmezsek kan şekerimiz düşmeye ve daha çok acıkmaya devam ediyoruz. Bu durumun sonunda ya ana öğüde daha çok yemek yiyoruz ya da ana öğüne gelmeden bol karbonhidrat içeren pasta,kurabiye gibi besinler tüketiyoruz. Yani ara öğünde 100-200 kalori ile dengeleyeceğimiz kan şekerimizi bir sonraki öğünde 1000 kalori ile yükseltiyoruz.
2- Ara öğün tükettiğimizde vücudumuzda bir sindirim, emilim ve taşıma faaliyeti başlıyor. Yani metabolizma hızlanıyor. Düzenli aralıklarla hızlanan metabolizma uzun vadede daha hızlı çalışmaya başlıyor. Uzun açlıklarla metabolizma yavaşlıyor.
3- Şişmanlığın ve şeker hastalığı oranlarının hızla büyüdüğü bir dönemde vücudu düzenli aralıklarla beslenmeye alıştırmak hem kan şekeri dengesinin oluşmasında hem de şişmanlığın önlenmesinde etkili olacaktır.
4- Bir çoğumuz çalışıyoruz veya okula gidiyoruz. Bütün gün dışarıda geçtiği için sağlıklı beslenmede önemli olan meyve, süt- yoğurt gibi besinleri yeterli miktarlarda tüketemiyoruz. Vücut için gerekli tüm besinleri de 2 veya 3 öğünde almak bazen zor olabiliyor. Özellikle çocuklarda, gençlerde ve yaşlılarda iyi planlanmış ara öğünler yeterli ve dengeli beslenmeyi de destekleyecektir.
Neden ara öğün tüketilmesin diye bir yaklaşım var?
Zayıflamaya çalışan kişilerin ne kadar az yerlerse o kadar az kalori alacaklarına yönünde bir inançları var. Popüler diyet olarak tanımlanan zayıflama diyetlerinde ara öğünlerde alınan kalorinin zayıflama için engel teşkil ettiği veya vücudun ritmini bozduğu düşünülüyor. Ara öğünler günlük beslenmeden çıkarılıyor. Özellikle şeker hastalarının, hipoglisemi problemi olanların, insülin direnci olan kişilerin bu tarz diyetlerden uzak durması gerekir.
Hastalığı olmayan ve hayatında bir beslenme düzeni oluşturup sağlıklı yaşamına devam eden kişileri ara öğün tüketmeye zorlamak yanlış olabilir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi şişmanlık, şeker hastalığı, tansiyon, hipoglisemi, insülin direnci gibi sağlık problemi yaşayan kişilerin ara öğünü mutlaka hayatına dahil etmesi gerekir.

